Hadriana Antik Kenti Kitabeleri: Taşlara Kazınmış Tarihi Mesajlar
- Hadirana Palace Hotel

- 21 Şub
- 4 dakikada okunur

Hadriana Antik Kenti kitabeleri, Karabük'ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianoupolis'in tarihini aydınlatan en değerli yazılı belgelerdir. Taşlara, mozaiklere ve mermer plaklara kazınmış bu yazıtlar; kentin ismini, dini inançlarını, ticari faaliyetlerini ve günlük yaşamını binlerce yıl sonra bugüne taşımaktadır. Hadriana Antik Kenti kitabeleri yalnızca arkeolojik birer buluntu değil, antik dünyanın sesini doğrudan duyabildiğimiz eşsiz tarihî kaynaklardır. Bu yazıda Hadriana Antik Kenti kitabelerini, yazıt türlerini, dillerini ve tarihî önemlerini kapsamlı biçimde ele alıyoruz. Onur yazıtlarından mezar şiirlerine, adak kitabelerinden mozaik yazıtlarına kadar Hadriana Antik Kenti kitabelerinin her biri, antik Paphlagonia'nın farklı bir yüzünü aydınlatmaktadır.
Hadriana Antik Kenti Kitabeleri Neden Bu Kadar Değerli?
Antik yazarlar Hadrianoupolis hakkında çok az bilgi aktarmıştır. Amasyalı Strabon bile kentin sınırlarındaki Kimistene'den söz etmekle yetinmiştir. İşte bu noktada Hadriana Antik Kenti kitabeleri, yazılı kaynakların bıraktığı boşluğu doldurarak kentin tarihini yeniden inşa etmemizi sağlamaktadır. Epigrafi — yani dayanıklı malzemeler üzerine kazınmış metinleri inceleyen bilim dalı — Hadrianoupolis araştırmalarının temel direğini oluşturmaktadır.
Hadriana Antik Kenti kitabelerinin bilimsel derlenmesi uzun bir süreçte gerçekleşmiştir. 19. yüzyıl sonlarında Fransız arkeolog Gustav Mendel, Eskipazar'da bulduğu bir onur yazıtıyla antik kentin konumunu kesinleştirmiştir. 1993 yılında Alman epigrafist Christian Marek, bölgeden bilinen 94 yazıtı kapsamlı bir derlemede bir araya getirmiştir. Ancak en önemli akademik sıçrama 2012 yılında gelmiştir: Prof. Dr. Ersin Laflı ve Dr. Eva Christof, 2005-2008 yüzey araştırmalarında belgeledikleri yazıtları "Hadrianopolis I: Inschriften aus Paphlagonia" adıyla Oxford Archaeopress'ten yayımlamışlardır. Yaklaşık 100 yazıtı analiz eden bu monografi, bunların 42'sinin daha önce yayımlanmamış yeni Yunanca yazıtlar olması bakımından büyük bir bilimsel katkı sunmuştur. 2014 yılında aynı yazarlar, Besançon konferansında 43 yazıta yeni transkripsiyon ve çeviri önerileri sunmuşlardır. 2015 yılında Oxford'lu epigrafist Peter Thonemann ise PHILIA dergisinde 8 yazıtın yeniden okumasını ve önemli düzeltmelerini yayımlamıştır — bu akademik diyalog, Hadriana Antik Kenti kitabelerinin anlaşılmasındaki süregelen ilerlemeyi yansıtmaktadır.
Hadriana Antik Kenti Kitabeleri: Onur ve Adak Yazıtları
Hadriana Antik Kenti kitabeleri arasında en tarihî öneme sahip olanı, Mendel'in keşfettiği Constantius I onur yazıtıdır. Yazıttaki Yunanca "δῆμος Καισαρέων Ἁδριανοπολειτῶν" (Hadrianoupolis Caesarea Halkı) ifadesi, kentin hem resmi adını hem de Roma İmparatorluğu içindeki statüsünü belgelemiştir. Bu yazıt sayesinde Eskipazar havzasındaki antik kalıntıların kesin olarak Hadrianoupolis'e ait olduğu kanıtlanmıştır.
Ekonomik tarih açısından en aydınlatıcı yazıt ise Kabaarmut Köyü'nde bulunan MS 2. yüzyıl adak yazıtıdır. Hadrianoupolis'in bölgenin en önemli pazar yeri olduğunu açıkça belgeleyen bu yazıt, "Eskipazar" adının kökeninin yaklaşık 1.800 yıl öncesine dayandığını düşündüren çarpıcı bir bulgudur. Prof. Dr. Vedat Keleş başkanlığındaki 2011 yüzey araştırmasında bir evin bahçesinde tespit edilmiştir.
Kentin dini yaşamına ışık tutan yazıtlar da son derece önemlidir. Asartepe mevkiindeki Kimistene'de bulunan adak yazıtı, "Zeus Kimistenos"a yani yerel bir Zeus kültüne tapınıldığını kanıtlamıştır. Bu sayede Asartepe'deki yapının bir Zeus tapınağı olduğu kesin olarak tanımlanabilmiştir. Bir diğer dikkat çekici adak yazıtı ise ilk yayımlandığında Artemis'e sunulmuş sanılan ancak Thonemann'ın 2015 yılındaki yeniden okumasıyla aslında "Zeus Brontaios"a (Gök Gürültüsü Zeus'u) ait olduğu anlaşılan yazıttır. Bu düzeltme, Hadriana Antik Kenti kitabelerinin yorumlanmasının sürekli gelişen bir süreç olduğunu göstermektedir. Tapınağın cella temellerinde tespit edilen 28 adet yapı işareti (Versatzmarken) ise taş blokların doğru konumlarına yerleştirilmesi için ustaların kazıdığı montaj kodlarıdır — antik yapı mühendisliğinin şifreleri olarak değerlendirilebilecek bu işaretler, bulundukları yerde (in situ) belgelenebilmiş nadir örneklerdendir.
Hadriana Antik Kenti Kitabeleri: Mezar Yazıtları
Hadriana Antik Kenti kitabelerinin en kalabalık grubunu mezar yazıtları ve stelleri oluşturmaktadır. Bunlar arasında kapı temalı mezar steli, kentin kültürel etkileşimlerini gösteren önemli bir eserdir. Keleş ve Çelikbaş'ın 2013 yılındaki yayınında incelenen bu stel, Anadolu'da yaygın olan ve öbür dünyaya geçiş kapısını simgeleyen Frig kökenli bir mezar geleneğinin Hadrianoupolis'teki varlığını belgelemektedir. Paphlagonia, Bithynia ve Galatia sınırındaki kent, batıdan gelen Frig kültürel etkilerini yerel geleneklerle harmanlayarak kendine özgü bir cenaze kültürü oluşturmuştur. Kapı teması Roma İmparatorluk Dönemi'nde de devam etmiş ancak Bizans dönemine gelindiğinde sona ermiştir. Bir diğer önemli cenaze anıtı ise Çelikbaş ve Eliüşük'ün 2017 yılında yayımladığı karı-koca büstlü, Eros ve Medusa figürlü mezar anıtıdır. Bu eser, Roma döneminde Paphlagonia cenaze sanatının ulaştığı estetik düzeyi gözler önüne sermektedir.
Hadriana Antik Kenti kitabelerinin en dokunaklı örneklerinden biri ise hamile iken 20 yaşında hayatını kaybeden Markiane'nin mezar şiiridir. Ebeveynleri Markos ve Barbylla tarafından yaptırılan bu anıt, antik dünyadaki doğum risklerini ve bir ailenin acısını taşa kazımaktadır. Aelia Dionysiodora'ya ait mezar şiiri ise Homeros'un İlyada'sını taklit eden hatalı heksametron vezninde yazılmıştır — klasik Yunan edebi geleneğinin taşra kentlerinde bilindiğini ancak mükemmel uygulanamadığını gösteren ilginç bir belgedir. Kadın mezar stellerinde ise el aynası, yün sepeti, iğ ve öreke gibi semboller işlenmiştir; bu nesneler ölen kadının ev içi üretimdeki rolünü ve erdemini ifade etmekteydi.
Hadriana Antik Kenti Kitabeleri: Mozaik Yazıtları ve Hristiyan Epitafları
Hadriana Antik Kenti kitabelerinin en özgün grubunu mozaik zeminlere işlenmiş yazıtlar oluşturmaktadır. Dört Nehir Kilisesi'nin (Kilise B) orta nef zemininde, Eski Ahit'te geçen dört cennet nehrinin adları Yunanca olarak mozaikle işlenmiştir: Euphrates, Geon, Tigris ve Phison. MS 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen bu yazıtlarda 6 cm boyutunda harfler kullanılmıştır. Kuzeybatı Nekropol Kilisesi'nde (Kilise C) ise kilisenin inşasını finanse eden kişiye ait bani yazıtı yer almaktadır.
Erken Bizans dönemine ait haç biçimli mermer plak üzerindeki Hristiyan epitafı, MS 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmiştir. Peter Thonemann'ın yeniden okumasıyla tanımlanan Jordanes mezar steli de aynı döneme aittir ve Kuzey Anadolu'daki benzer Hristiyan yazıtlarıyla paralellikler göstermektedir. Hadriana Antik Kenti kitabelerinin büyük çoğunluğu Koine Yunancası ile yazılmıştır — Roma'nın doğu eyaletlerindeki ortak dil. Bu dil sürekliliği, Roma'dan Bizans'a geçişte kentin kültürel kimliğinin kesintisiz korunduğunu göstermektedir.
Hadriana Antik Kenti Kitabelerinin Kronolojik Dağılımı ve Geleceği
Hadriana Antik Kenti kitabelerinin kronolojik dağılımı kentin gelişim sürecini yansıtmaktadır. Laflı ve Christof'un monografisinde belirtildiği üzere yazıt malzemesinin ağırlık noktası Roma İmparatorluk Dönemi ve MS 6. yüzyılın ilk yarısı arasında yoğunlaşmaktadır. Roma dönemi yazıtlarında onur kitabeleri, adak yazıtları ve mezar stelleri ön plana çıkarken, Erken Bizans dönemine ait yazıtlarda Hristiyan epitafları, mozaik yazıtları ve bani kitabeleri ağırlık kazanmaktadır. Bu geçiş, kentin pagan Roma kimliğinden Hristiyan Bizans kimliğine evrilme sürecini taşlar üzerinden izlememizi mümkün kılmaktadır.
Hadrianoupolis'te henüz kazılmamış 14 yapı grubunun büyük çoğunluğu toprak altında beklemektedir. İç kale saray kompleksi, güney nekropolünün keşfedilmemiş bölümleri ve yer radarıyla tespit edilen dairesel yapılar, gelecekte yeni epigrafik keşiflerin yapılabileceği potansiyel alanlardır. Bugüne kadar derlenen yaklaşık 100 yazıtın, kentin tamamını temsil etmekten uzak olduğu düşünüldüğünde Hadriana Antik Kenti kitabelerinin gerçek büyüklüğü ancak gelecek kazılarla ortaya çıkacaktır.




Yorumlar