Hadrianapolis Antik Sunak Alanı: Roma Dönemi Kurban Ritüellerinin Merkezi
- Hadirana Palace Hotel

- 3 gün önce
- 5 dakikada okunur

Karabük Eskipazar'daki Hadrianoupolis, Roma döneminde sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda zengin bir dini yaşamın kalbi olan kutsal bir yerleşimdi. Hadrianapolis antik sunak alanı, Roma döneminin kurban ritüellerinin ve adak sunumlarının gerçekleştirildiği önemli bir dini merkez olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Bu yazıda sunak alanının işlevini, buluntularını ve tarihsel önemini keşfediyoruz.
Aedicula: Kayaya İşlenmiş Kutsal Sunak
Hadrianoupolis'teki en önemli sunak kalıntılarından biri, kaya yüzüne işlenmiş bir aedicula'dır. Bu alan, bir kutsal alan olarak tanımlanmaktadır.Aedicula, Roma döneminde tanrı heykellerinin yerleştirildiği ve adakların sunulduğu küçük tapınak yapılarına verilen isimdir.
Çay Mahallesi'nde bulunan anıtsal kültik niş, Hadrianoupolis'teki pagan ibadet geleneğinin en somut kanıtlarından biridir. 238 x 142 cm ölçülerindeki niş, 28 cm genişliğindeki iki sütun üzerine yerleştirilmiş yarım daire alınlıktan oluşmaktadır.
Hadrianoupolis'in içinden geçen Göksu Çayı'nın kıyısında yer alan açıkhava tapınım nişi, MS 2 ila 3. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bu konum, antik dünyada su kaynaklarının kutsal kabul edilmesi geleneğiyle uyumludur.
Ergün Laflı'nın MS 2-3. yüzyıllara tarihlediği bu kaya nişi, eski Phrygia inançlarıyla ilgilidir. Böyle geç bir tarihte ve Paphlagonia'da bulunması ilginç olmakla birlikte anlaşılmaz değildir.
Asklepios Adak Yazıtı: Şifa Tanrısına Sunulan Kurbanlar
2022 yılında Hadrianoupolis'te yapılan kazılarda bulunan Asklepios yazıtı, antik dönemde bu kentte gerçekleştirilen adak ritüellerinin en somut kanıtıdır.
Yazıtta "Kurtarıcı Asklepios'a Ailios Deiotaros sundu" yazmaktadır. Kazı Başkanı Doç. Dr. Ersin Çelikbaş'a göre bu keşif, Hadrianoupolis'te Asklepios kültürünün varlığını net bir şekilde tespit etmeyi sağlamıştır.
Daha önce Hadrianoupolis'in kendi basmış olduğu sikkelerde tanrı Asklepios figürleri görülmüştü. Ayrıca bir adak sütununda patera ve yılanlar da tespit edilmişti.
Patera, Roma döneminde kurban ritüellerinde kullanılan sığ bir kap olup, şarap veya kan dökmek için kullanılırdı.
Asklepios kültürünün olduğu yerlerde genellikle şifahaneler yani antik dönemin hastaneleri bulunur. Karadeniz'de Asklepios kültürünün ilk kez tespit edildiği söylenebilir.
Roma Döneminde Sunak ve Kurban Ritüelleri
Sunak ya da altar, adak adanan ve kurban kesilen dini yapıdır. Özellikle antik dinlerde yaygın olan sunaklar, Musevilik ve Hristiyanlıkta da önemli bir yere sahiptir. Antik dinlerden kalan sunak yıkıntıları, dinlerin ayinsel özelliklerini ve ibadet geleneğini öğrenmek açısından çeşitli ipuçları taşır.
Genellikle tapınağın doğu kısmında bulunan sunaklar, kurban kesilen, tütsüler yakılan, törenlerin odağı, kutsal amaçlarla görünmez güçlere veya tanrılara sunulan yiyeceklerin, çiçeklerin, ikonların, mumlar ve bıçakların konulduğu taş, tahta, metal gibi materyallerden yapılan masalardır. Tapınakların yanında mutlaka anıt yapı halinde sunaklar bulunur.
Tüm ritüellerde eller gökteki tanrılar için göğe açılır ve mutlaka sabah saatlerinde yüksek sunaklar kullanılarak yapılır. Hayvanın eti yenilir. Yeraltı tanrılarına yapılan adak ve dualarda ise ellerin avuç içleri yere dönüktür. Yeraltı tanrıları için adanan kurbanların daima gün batımında kesilmesi, hayvanın koyu renkte olması, sunağın alçak olması ve etin yenmeyerek yakılması gerekmektedir.
Roma Kurban Ritüellerinin Özellikleri
Roma dini inanışı, Eski Yunan Pantheon'undan alınmış olan birçok tanrıya sunulan özel ve kamusal kurbanlardan oluşmaktaydı. Tanrıların merhametini kazanmak için tanrılara hediye ve kurban sunulmak zorundaydı. Tanrılara erkek, tanrıçalara dişi hayvan kurban edilmiştir. Özellikle tercih edilen hayvanlar arasında boğa, domuz, koyun ve horoz sayılabilir.
Etin en iyi kısmı tanrılara adanırken hayvandan geri kalan kısım törene katılanlarca tapınak alanında tüketilirdi.
Romalılar, tanrılarının hoşnutluğunu kazanmak için onlara süt, şarap ve yemişle beraber hayvanları da kurban olarak sunmuşlardır. Genellikle Romalılar özel tapınaklarda sığır, domuz, keçi ve koyun gibi hayvanları kurban ederler, ancak bu hayvanların beyaz olanları seçilir. Kurbanların başına tuzlu un serpildikten sonra, kafalarına indirilen yalnızca bir tek balta darbesiyle öldürülürler. Bu esnada ayakta Jüpiter'in evine doğru dönmüş olarak eller açılır ve belirli dualar okunur.
Kurban kesimlerini yapan rahibin tek darbe ile işi tamamlaması mümkün olmazsa, bu mutlaka uğursuz bir işaret olarak kabul edilirdi. Kurban eti ile yaşamın özü bize karışacak, biz de sonuçta Gaia'ya, Toprak Ana'ya karışacağız denilerek tüm inanlılar kutsanırdı.
Kült Alanları ve Adak Yazıtları
Hadrianoupolis'te şimdiye kadar iki hamam, iki kilise, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, kemerli ve kubbeli bir yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal yapılar ve bazı kült alanları gün yüzüne çıkarılmıştır.
Kentte birden fazla merkez bulunmaktadır. Roma Dönemi ve Erken Bizans Dönemi kalıntıları görülmektedir. Hamamları, kiliseleri, kaya mezarları, kült alanları, en çok da mozaikleri dikkat çekmektedir.
Mozaiklerde de adak yazıtları önemli bir yer tutmaktadır. Dört Nehir Kilisesi'nin (Kilise B) güney nefinde bir adak yazıtı bulunmaktadır. Bu mozaik kompozisyonda sekiz kollu yıldız, eşkenar dörtgen, kare pano motifleri, ördek, keklik ve benekli tavuk gibi kuş figürleri ve doğu ucunda bir adak yazıtı panosu yer almaktadır.
Doğudaki panoda ise "Scholarios Himeros" adı görülen adak yazıtı bulunmaktadır. Yatay yazıt kuşağında en başta haç motifi görülmekte ve yazıtın okunabilen kısmında "Adak ve Kurtuluş Gereğince" ibaresi bulunmaktadır.
Antik Sunak Tipleri
Temel sunak formları şöyle sıralanabilir: Törensel kübik veya çukur sunaklar, ocak biçiminde sunaklar, monolitik sunaklar, sütunlu sunaklar, basamaklı sunaklar, kuyu sunaklar ve basit modelde sunaklar. Kayalara oyulmuş sunaklar, Arkaik ve önceki dönemlerde doğal bir mimari ögesiydi.
Hadrianoupolis'teki kaya nişi, kayaya oyulmuş sunak geleneğinin geç dönem örneklerinden biridir. Bu tür sunaklar genellikle doğal kaya oluşumlarının kutsal kabul edilmesiyle ortaya çıkmıştır.
Sunak, dinî ayinlerin icra edildiği ya da tanrılara, atalara ve benzeri kutsal varlıklara kurbanların sunulduğu, genellikle yükseltilmiş bir zemin ya da yapı olarak tanımlanır. Sunak kavramının kökeni, bazı doğal alanların — örneğin bir ağaç, bir kaynak suyu ya da kaya — zamanla kutsal kabul edilmesiyle ilişkilidir.
Asklepionlar ve Şifa Kültü
Yunan tarihinin ilk yıllarında tanrıların ve hekimlerin hastalığın tedavisini birlikte yaptığına inanılırdı. Zamanla sağlık tanrıları özel tapınaklarda kutsanmaya başlandı. Bu tapınaklar en ünlü yarı tanrı Asklepios'a adandı. Asklepionları günümüz sanatoryumları olarak düşünebiliriz.
Önceleri yalnızca çeşme, kaynak, tapınak ve sunak bulunan Asklepionların içine daha sonra kütüphane ve anıtsal sağlık yapıları eklenmeye başlanmıştır. Anadolu'nun batısında, Ege adalarında ve Yunanistan'da 300'den çok Asklepion bulunduğu tahmin edilmektedir.
Hadrianoupolis'te bulunan Asklepios yazıtı, kentte bu tür bir şifa merkezinin varlığına işaret etmektedir. Hastalar, tanrı için kurban keserlerdi. Dana, koç ve horoz kesemeyen yoksullar topraktan, mumdan yapılmış hayvanları adak veriyorlardı. Adakların sağ budu Başrahip/Hekime verilir, kalanı kutsal yemek masasına bırakılırdı.
Adak Geleneği ve Anatomik Sunular
Asklepios adına kurulan kült ve tedavi merkezlerinde, arkeologlar tarafından Asklepios'un iyileştirici gücüne tanıklık eden pek çok eser bulunmuştur. Bunlardan bazıları tapınağa tedavi olmak için gelen hasta ve yaralı insanların mucizevî iyileşme süreçleri ile ilgili detaylı bilgi veren yazıtlardan oluşmaktadır. Diğer hastalar ise tanrıya şükranlarını, iyileşen vücut kısımlarını temsil eden adak hediyeleri vererek gösteriyorlardı.
Genellikle pişmiş topraktan yapılan bu adaklar, tapınakta yer alan raflarda, tapınak duvarlarında veya tavana asılı olarak sergileniyorlardı. Günümüze ulaşan adak hediyeleri arasında yer alan göğüs, üreme organları, kulak ve gözlere ait pişmiş toprak modeller bulunmaktadır.
Hadrianoupolis'in Dini Önemi
Hadrianoupolis yakınlarındaki Kabaarmut Köyü'nde bulunan bir evin bahçesinde, kent açısından oldukça kıymetli bir adak yazıtı bulunmaktadır. Yazıtta Hadrianoupolis'in Roma döneminde önemli bir pazar yeri olduğu ifade edilmektedir.
Bu kentler Hadrianoupolis, Hadriane, Hadrianotherai, Hadrianeaia, Hadrianoi gibi isimlerle İmparator Hadrianus'a şükranlarını sunmuş ve adına festivaller düzenlemiş, ona vakfedilen tapınaklarla onu tanrısallaştırmıştır.
Paganlıktan Hristiyanlığa Geçiş
Hadrianoupolis'teki sunak alanları, paganlıktan Hristiyanlığa geçiş sürecinin izlerini de taşımaktadır. Kilisenin ve mozaiklerin yapım tarihi olan 5. yüzyılda pagan etkili sembolizm anlayışının eserler üzerinde halen devam ettiği görülmektedir. 6. yüzyılda bu etkinin yok edilmesi amaçlanarak mozaiklerin üzeri mermer plakalarla kapatılmıştır.
Roma tapınaklarında tapınağın dışında kurban sunumu için bir altar yer alır. Bu altar genelde tapınak basamakları önüne yerleştirilmiştir. Hristiyanlık döneminde ise sunak kavramı farklı bir anlam kazanmış, kiliselerdeki kutsal masa olarak varlığını sürdürmüştür.
Günümüzde Sunak Alanları
2025 yılında ören yeri statüsüne kavuşan Hadrianopolis'te karşılama merkezi yapımı tamamlanmış, yürüyüş alanları ve cam teraslar ziyaretçilerin hizmetine sunulmuştur.
Ziyaretçiler, antik dönemin dini yaşamının izlerini taşıyan kültik niş, adak yazıtları ve kült alanlarını yerinde görebilir. Roma döneminin kurban ritüellerinin gerçekleştirildiği bu kutsal mekanlar, antik dünyanın inanç sistemini anlamak için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.
Sonuç
Hadrianapolis antik sunak alanı, Roma döneminin zengin dini yaşamının somut bir kanıtıdır. Kayaya işlenmiş aedicula, Asklepios'a sunulan adak yazıtları ve çeşitli kült alanları, bu kentin antik dönemde önemli bir ibadet merkezi olduğunu göstermektedir.
Roma döneminde tanrılara kurban sunma geleneği, toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı. Hadrianoupolis'teki bulgular, bu geleneğin Paphlagonia bölgesinde de aktif olarak yaşandığını kanıtlamaktadır. MS 5. yüzyıldan itibaren Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte pagan sunak alanları yerini kilise sunakları almış, ancak dini ritüellerin önemi değişmeden devam etmiştir.
Hadrianoupolis'i ziyaret etmek ve Roma döneminin kutsal mekanlarını keşfetmek isteyenler, Safranbolu'ya yakın konumuyla Hadriana Hotel'de konaklamayı tercih edebilir.




Yorumlar