top of page

Paphlagonia: Hadrianopolis'in Kadim Yurdu ve Batı Karadeniz'in Antik Kimliği

Karadeniz kıyısı ve tarihi antik bölge manzarası

Karadeniz kıyılarını boyunca uzanan vadiler, yaylalar ve ormanlar yalnızca doğal bir güzelliği barındırmaz; binlerce yıllık tarihin izlerini de taşır. Bugün Karabük, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak illerinin kapladığı bu topraklar, antik çağda Paphlagonia adıyla anılırdı. Bu isim yalnızca bir coğrafi tanım değildi; özgün bir halk, bir kültür ve bir uygarlık kimliğini ifade ediyordu. Hadrianopolis ise bu kadim coğrafyanın iç kesimlerinde, bugünkü Eskipazar ilçesinde, o uygarlığın en kalıcı izlerini bırakmış kentlerden biriydi.

Paphlagonia Nerede?

Paphlagonia, Anadolu'nun kuzeyinde, Karadeniz kıyısı boyunca uzanan tarihî bir bölgedir. Batıda Bithynia, doğuda Pontus bölgesiyle sınırlanan Paphlagonia; güneyde ise Frigya ve Galatya topraklarına yaslanırdı. Bu sınırlar tarih boyunca zaman zaman değişse de coğrafi özü hep aynı kalmıştır: derin vadiler, sarp dağlar, yoğun ormanlar ve kıvrımlı kıyı şeridi.

Günümüzde bu coğrafya büyük ölçüde Batı ve Orta Karadeniz bölgesine karşılık gelir. Kastamonu'nun kıyı kesiminden Bartın ve Zonguldak'a, iç bölgede Çankırı ve Karabük'e uzanan bu topraklar, pek çok antik yerleşime beşiklik etmiştir. Bölgenin en büyük akarsuyu olan Halys Nehri (bugünkü Kızılırmak), güneydoğu sınırını çizerken Parthenios Nehri (Bartın Çayı) kuzeyden denize ulaşırdı. Bu nehir vadileri hem tarihî ticaret yollarını hem de yerleşim güzergahlarını belirlemiştir.

Paphlagonlar Kimdi?

Paphlagonia bölgesine adını veren Paphlagonlar, antik dönemin en köklü Anadolu kavimlerinden biridir. Etnik kökenleri hâlâ tartışmalı olan Paphlagonlar, büyük olasılıkla Anadolu'nun proto-tarihî döneminden beri bu topraklarda yaşayan yerli halklara dayanmaktadır.

Onların antik dünyaya açılan ilk penceresi destanî bir eserdir: Homeros'un İlyada'sı. Truva Savaşı destanında Paphlagonia'dan gelen savaşçılar, Truvalıların yanında Akha ordusuyla savaşmak üzere kaleme alınmıştır. İlyada'nın ikinci kitabındaki "Gemiler Kataloğu"nda Paphlagon savaşçıları, önderlik eden komutanlarının adıyla birlikte anılır. Bu, bu halkın MÖ ikinci binyılda bile belirgin bir toplumsal ve siyasi örgütlenmeye sahip olduğunu gösterir.

Paphlagonlar genel olarak savaşçı ve bağımsız bir ruh taşıdıklarıyla bilinir. Pers yönetimi döneminde satraplık içinde tutulmaya çalışılmış, fakat pek çok yerel hanedanlık fiilî özerkliğini korumayı başarmıştır. Ksenophon'un "Anabasis" adlı eserinde de Paphlagonia bölgesine ve halkına ilişkin doğrudan gözlemler yer alır; bu da coğrafyanın ve insanının antik kaynaklarda ne denli somut biçimde iz bıraktığını ortaya koyar.

Paphlagonia'nın Antik Tarihi

Hitit Dönemi

Paphlagonia'nın bilinen en erken medenî geçmişi Hitit dönemine uzanır. MÖ ikinci binyılda Hitit metinlerinde "Kaška" olarak adlandırılan kuzey Anadolu halklarının bu bölgede yaşadığı bilinmektedir. Kaška halkı, Hitit merkez gücüyle zaman zaman çatışmış, zaman zaman ittifak kurmuş; Hitit İmparatorluğu'nun kuzeyinde sürekli bir dinamizm oluşturmuştur. Bugünkü Kastamonu ve Çankırı çevresinde bu döneme ait arkeolojik kalıntılar varlığını sürdürmektedir.

Pers Dönemi

MÖ 6. yüzyılın ortasında Pers Büyük Kral'ı Kyros'un Anadolu'yu egemenliği altına almasıyla Paphlagonia da Pers İmparatorluğu'na bağlandı. Bölge, Frigya satrapluğunun bir parçası olarak yönetildi. Bununla birlikte yerel hanedanlıklar —özellikle Kapadokya'ya yakın iç kesimlerde— özerkliklerini büyük ölçüde korudular. Pers döneminde bölge, Anadolu'nun Karadeniz ticaretini kontrol eden önemli bir geçiş güzergahı işlevi gördü.

Helenistik Dönem ve Pontus Krallığı

Büyük İskender'in MÖ 334'te Anadolu'ya geçmesiyle Pers egemenliği sona erdi. İskender'in ölümünün ardından Anadolu diadokh savaşlarının sahnesi haline geldi. Bu dönemde Paphlagonia, zamanla yükselen Pontus Krallığı'nın etki alanına girdi.

Pontus Krallığı, Karadeniz kıyısı boyunca güçlü bir siyasi yapı kurdu ve Paphlagonia'yı kendi topraklarına dahil etti. Kral VI. Mithridates döneminde Pontus, Roma'ya karşı büyük bir mücadele başlattı. MÖ 63'te Romalı komutan Pompeyus'un Mithridates'i kesin biçimde yenmesiyle Pontus Krallığı tarihe karıştı ve Paphlagonia Roma egemenliğine geçti.

Roma Dönemi

Roma'nın Paphlagonia üzerindeki egemenliği, bölgeyi kökten dönüştürdü. MS 63'te Pontus-Bithynia eyaletinin bir parçası olarak resmî idari yapıya alınan Paphlagonia, imparatorluk döneminin en parlak kentlerine kavuştu.

Roma bu topraklara yalnızca idari düzen değil; yollar, su kemerleri, tapınaklar, hamamlar ve mozaikler getirdi. Ticaret canlandı, Karadeniz limanları üzerinden Anadolu'nun iç kesimleriyle deniz arasında yoğun bir ticaret ağı kuruldu. Bu dönemde pek çok kent yeniden kuruldu ya da Roma döneminde ilk kez önem kazandı. Hadrianopolis de bu dönemin ürünüdür.

Bizans Dönemi

Roma İmparatorluğu'nun MS 395'te ikiye bölünmesiyle Paphlagonia, Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu topraklarında kaldı. Hristiyanlığın resmî din olarak benimsenmesiyle bölgede kiliseler, manastırlar ve piskoposluğa bağlı dini yapılar çoğaldı. Hadrianopolis bu dönemde piskoposluk merkezi konumuna yükseldi ve bazilika yapıları inşa edildi. MS 7. yüzyıldan itibaren Arap akınlarının yarattığı istikrarsızlık ortamı, bölgedeki kentlerin yavaş yavaş çöküşüne zemin hazırladı.

Bölgenin Önemli Antik Kentleri

Paphlagonia, tarih boyunca pek çok önemli kent barındırmıştır. Bu kentlerin her biri bölgenin farklı bir dönem ve işlevine tanıklık etmiştir.

Gangra (Çankırı): Paphlagonia'nın iç kesimlerindeki en önemli kentlerden biridir. MS 4. yüzyılda önemli bir kilise konsili düzenlenmiş olması, kentin hem siyasi hem de dinî açıdan ne denli kritik bir konumda olduğunu gösterir.

Pompeiopolis (Taşköprü): Kızılırmak kıyısında kurulan bu kent, adını Romalı komutan Pompeyus'tan almaktadır. Roma döneminde bölgenin yönetim merkezlerinden biri olmuş; bugün hâlâ geniş bir arkeolojik alan olarak araştırılmaktadır.

Amastris (Amasra): Karadeniz kıyısındaki bu liman kenti, antik dönemin en önemli ticaret noktalarından biriydi. Makedonyalı komutanın üvey kız kardeşi Amastris tarafından kurulduğu söylenir. Bugünkü Amasra ilçesi bu antik mirasın üzerine kurulmuştur.

Ionopolis / Abonouteichos (İnebolu): MS 2. yüzyılda ünlü kehânet merkezi olarak tarihe geçen bu kenti, kâhin Alexandros'un faaliyetleri nedeniyle bilge Lukianos kaleme almıştır; böylece antik edebiyatta özel bir yeri bulunmaktadır.

Krateia (Gerede): Bithynia ve Paphlagonia sınırı üzerinde konumlanan Krateia, iç ticaret yolları açısından stratejik öneme sahipti. Roma döneminde önemli bir yol kavşağıydı.

Hadrianopolis (Eskipazar): İç kesimlerde, dağlarla çevrili verimli bir ova üzerinde yükselen Hadrianopolis, bölgenin en özgün antik kentlerinden biridir. Aşağıda ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Hadrianopolis Paphlagonia'nın Neresinde?

Hadrianopolis, antik Paphlagonia'nın güneydoğu iç kesimlerinde, bugünkü Karabük iline bağlı Eskipazar ilçesinde yer almaktadır. Deniz kıyısından uzak olsa da vadilerin ve nehir yatakların arasındaki bu konum, kentin tarım, ticaret ve savunma açısından oldukça elverişli bir seçim olduğunu gösterir.

MS 1 ile 7. yüzyıllar arasında yoğun biçimde iskân edilen Hadrianopolis, adını Roma İmparatoru Hadrianus'tan almıştır. İmparator Hadrianus, MS 117-138 yılları arasında hüküm sürmüş; imparatorluk coğrafyasının dört bir yanında kentler kurmuş ya da mevcut yerleşimlere kendi adını vermiştir.

Hadrianopolis'in kazılarında gün yüzüne çıkan mimari kalıntılar ve mozaikler, kentin Roma İmparatorluk döneminde ne denli canlı bir kent hayatına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Jupiter Tapınağı kalıntıları, Roma hamamı, su kemeri sistemi ve kilise bazilikaları, Hadrianopolis'i çok katmanlı bir uygarlık alanına dönüştürmektedir. Kentin özellikle 6. yüzyılda piskoposluk merkezi olarak Hristiyan dünyasında da etkinlik kazandığı bilinmektedir.

Paphlagonia bölgesinin diğer kıyı kentlerine kıyasla Hadrianopolis daha az bilinen ama son dönem arkeolojik kazılarıyla giderek daha fazla ilgi çeken bir alan haline gelmektedir. Kentin henüz tam olarak ortaya çıkarılmamış bölümleri, ilerleyen yıllarda önemli bulgulara kapı aralayabilir.

Bölgenin Mirası Bugün Nerede Yaşıyor?

Paphlagonia'nın antik mirası yalnızca toprak altında değil; yaşayan kültürde, yer adlarında ve bölgenin karakterinde de görünür.

Kastamonu'nun bazı köylerindeki taş işçiliği, Amasra'nın eski liman mimarisi, Safranbolu'nun Osmanlı döneminden devralınan sokak dokusu — bunların hepsi binlerce yıllık bir süreklilikle şekillenmiştir. Antik dönemde Karadeniz'e bağlanan yollar, bugünkü karayollarının öncülüdür.

Paphlagonia'da konuşulan yerel Anadolu lehçelerinde bazı dilbilimciler antik dönemden kalma izler saptamıştır. Yer adlarındaki kalıcılık da dikkat çekicidir: Amastris ismi bugünkü Amasra'da, Gangra ise Çankırı'nın eski adında yaşamaya devam etmektedir.

Hadrianopolis açısından ise miras çok daha somuttur. Eskipazar ovasındaki arkeolojik alan, yaz sezonlarında aktif kazılar yürütülen canlı bir tarih sayfasıdır. Ortaya çıkarılan mozaikler ve mimari parçalar, Roma-Paphlagonia sentezinin nasıl renkli ve özgün bir görsel kültür yarattığını gözler önüne sermektedir.

Paphlagonia'yı Neden Anlamak Gerekir?

Paphlagonia hakkında bilgi sahibi olmak, Karadeniz bölgesini yüzeysel bir turizm rotasının ötesinde anlamlandırmayı sağlar. Bugün ziyaret ettiğiniz her antik kent, her kale kalıntısı, her höyük; bu toprakların ne kadar çok uygarlığa ev sahipliği yaptığını sessizce anlatır.

Özellikle Hadrianopolis gibi görece az tanınan sit alanları, merak eden gözler için inanılmaz derecede zengin bir deneyim sunar. Kalabalıktan uzak, doğayla iç içe, sessiz bir antik kenti dolaşmak; büyük turizm merkezlerindeki antik kentlerde bulunması güç bir özgünlük taşır.

Paphlagonia, Türkiye'nin arkeolojik haritasında hâlâ tam anlamıyla keşfedilmeyi bekleyen bir coğrafyadır. Her yeni kazı sezonu, bu bölgenin antik dünya için ne denli kritik bir konumda olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Ziyaret Önerisi

Hadrianopolis antik kentini ziyaret etmek isteyenler için en uygun dönem ilkbahar ve sonbahardır. Kentin bulunduğu Eskipazar ovası, bu mevsimlerde hem yeşil hem de yürüyüşe elverişli bir atmosfer sunar. Kazı alanının ziyarete açık bölümlerini gezmek için sabah saatleri tercih edilmeli, yeterince su ve rahat yürüyüş ayakkabısı hazırlanmalıdır.

Bölgeyi keşfetmek için konaklama arayanlar, Eskipazar'daki Hadriana Palace Hotel'i tercih edebilir. Hadrianopolis antik kentine yürüme mesafesinde konumlanan otel, hem konfor hem de tarihi atmosfer sunmaktadır. Antik Paphlagonia'nın kalbinde, binlerce yıllık tarihin hemen yanı başında bir gece geçirmek; bölgeyi yalnızca görmekle değil, gerçekten hissetmekle mümkündür.

Hadriana Palace Hotel'den hareketle Eskipazar ve çevresini, ardından Safranbolu'yu, Amasra kıyılarını ve Karabük'ün doğa rotalarını kapsayan kapsamlı bir Batı Karadeniz programı oluşturmak kolaylıkla mümkündür. Bu güzergah; antik tarihin, Osmanlı mirasının ve doğanın bir arada sunduğu nadir seyahat deneyimlerinden biridir.

Yorumlar


bottom of page